Telaşın kıvılcımları nereye baksam
Arayışın adım adım hali
Burası devasa bir pazar yeri
Mutluluklar, parlayıp sönen, kokusu yayılan...
Sevmeler, kederlenmeler, hazların bin türlüsü
Bunca değen titreşimlerin arasında
Yüzüm dışa dönünce biraz yabancılayışım
İçerde geçirdiğim zamanın diliyle alakalı.
Aslında ne kadar da her şey aynı
Her şey güzel
Her şey bok
Her şey ne kadar da her şeyin içinde
Her şey zengin
Her şey boş
"Yakınlaştıkça haliyle kaçırıyor insan"
Yaklaştıkça ilginçleşiyor
Ah patlayan sabunlu balonlar
Yere his bırakıyor
Yeterince küçükse ayakların sen de kayıp düşebilirsin
Yeterince becerikliysen gideceğin yere kayarak çabucak varabilirsin
Pak! Pek! Pik! Pok
Başka çaresi olmayanların getirdiği taşlardan duvarlarımız,
İki güzel cümleyle gün yüzüne çıkan ilhamın gölgesi derken
Bir oraya bir buraya,
"Bi dur be oğlum..."lardan albümleri satma planlarımızı anlatıyoruz.
Çoğu zaman anlamıyorum,
Niyetin, art niyetin, gafletin ve adaletsizliğin bölünmezliğini
Çayırlarda bile karşınıza çıkabilir artık böylesi
Ağaçlara neler yapıyoruz bir bilseniz
Bu kadar sevdalının arasında yanması gerekenlere kundakçılar karar veremiyor
Bu kadar açın arasında kazılacak yerlere madenciler karar veremiyor
Dağı sindirip sıçabiliyorsan
Zengin olduğumuz şu günlerde
İşte gülüyorum çeşm-i siyahım
Sen bütün ışıkları daha da parlat diye geceleri buluşuyoruz.
Bunu ben fark ettiysem ve bu bir suçsa,
Hassiktir oradan memur beysi
Kardeşim demeyi tercih ederim.
Her tırtılın kozasında yazar kelebeklik hayalleri,
Bitkiler böyle okur ve fısıldar her mevsim.
Bir de
Hissedene lütuf olmuş hakkı
Hisselilerden aramızdaki mesafeler
Zamanda geriye gitme arzusu
Şanslı bedevileri unutturmuş
Biraz dursak
Milyarlarca milyonlar,
Milyonlarca binler,
Binlerce yüzler
Yüzlerce onlar
Onda birler
Bende yoklar
Yalan fısıltılar
Okşuyor varlığımızı
Ham
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder