Siz ayakları bilirsiniz.
Hatırlamaya çalışın yahu, daha dün eve doğru yürürken
yüzlercesini gördünüz istemeden. Ama bakmak, bazen sadece
kaçırmaktır. Görmekse, anın kelepçelerini çözemek. Peki,
biraz daha anlatayım. Şu an göz kırptın mesela. Mesela, eğer
hatırlarsan hayatın artık ikiye bölündü kırptığın anla. Bir
önce bir sonra, iki önce bir sonra.
Bombalanmış iki ortanca
şehir düşünün. Hangisinin peyniri diğerinden daha güzeldir?
Kahvesi? Kosova'nın neyi meşhur ya da Irak'ın yüz ölçümü kaç.
Aşk her yerde aşksa ve her yerde yokluğun yerini bir şekilde
tutabiliyorsa, bu kadar dangalaklığın içinde neden benim –evet
kendimden bahsediyorum- baktığım lambaların altları boş,
sokaklar dönemeç. Bakkallar çakal, sabunlar yeni, filmler kısa,
uçaklar kağıt, bezelyeler mor, tüller mavi. Evet ben de “Yapmakla
olup bitseydi bu iş, hemen yapardım, olup biterdi...” dedim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder